Șehrin İçinde Saklı Orman – İnciraltı Kent Ormanı

İzmir’in en güzel ilçelerinden biri olan Balçova’nın içinde saklı cennet.

Balçova

Yazının bașında da söylediğim gibi İzmir’in en büyük ve bence en güzel ilçelerinden biri. Neye göre büyük? İzmir resmen iki farklı șehir gibi; kuzeyinde yașayanlar güneyini, güneyinde yașayanlar da çoğunlukla bilmez. “Balçova mı, İzmir’de miymiș?” diyeni bile çıkar. Balçova, İzmir körfezinin güneyinde yer alıyor. Yer șekli itibariyle dağlar ve deniz arasında bulunan bir ilçe. Benim de ait olduğum, “memleketim” dediğim yerdir.

İnciraltı

Balçova’ya bağlı, deniz kenarında bulunan ve bolca balıkçısı olan güzel mahallelerimizden birisi. Onu özel kılan ise barındırdığı yeșil ve parkların yoğunluğu. Haritayı açıp bakarsanız onlarca park ve yeșil alanı göreceksiniz.

İnciraltı Kent Ormanı

2006 yılından bu yana İzmir Büyükșehir Belediyesi tarafından 625 bin metrekarelik yeșillendirme çalıșması yapılan İnciraltı Piknik Alanı, bugünkü adıyla İnciraltı Kent Ormanı İzmir’in ilk kent ormanıdır. Benim için İnciraltı Kent Ormanı șehrin ortasında ciğerlerimi ve zihnimi temizleyebildiğim en önemli yerlerden birisidir.

View this post on Instagram

Nefes aldım

A post shared by Osman Dağdeviren (@iosman.d) on

Maceram

16, 17 Eylül 2017 hafta sonumu güneșin batıșını İnciraltı Kent Ormanı‘ndan izleyip zihnimi, bedenimi ve ruhumu rahatlatmak için değerlendirmek istedim. 17 Eylül Cumartesi sabahı hazırlıklarımı tamamlayıp, güneșin etkisini azaltmasıyla 16.30’da yola çıkmak üzere rotamı kontrol ettim. Tura hazırlığım beklediğimden uzun sürdü ve bir saat gecikerek 17.30’da yola koyuldum.

Asıl amacım uzun bisiklet turu yapmak olmadığından İzban(șehir içi banliyö treni, metro gibi) ve İzdeniz(vapur) kullanarak gidiyordum ki vapuru kıl payı ile kaçırdım. Hafta sonu olduğundan seferler azmıș. Sıradaki sefer ancak 40 dakika sonraydı, bekleyen bir vapuru uzun süre izledim ancak araç yoğunluğundan dolayı o seferde de iki adet vapuru eș zamanlı olarak hareket ettireceklermiş ve o vapur da beklediğim vapurla aynı anda hareket edecekmiş. Bütün bu talihsizlikler; evden geç çıkma,vapur bekleme derken 1 saat 45 dakika sonra hedefime varmıștım ancak oraya gitmemdeki asıl amacım olan güneșin batıșını kaçırmıștım. Ortalıkta güneș yoktu ve yalnızca turuncu olan ufku gördüm. Ardından güzel bir iki kare yakalamayla uğraşırken kısa süre içerisinde hava kararmıștı bile. Geceyi geçirmek üzere babaannem, amcalarım ve kuzenimin yanına gittim, birlikte eğlenceli bir gece geçirdik.

Ertesi gün, 17 Eylül sabahı erkenden ve zinde bir șekilde uyandım. Evde yapılacak ișlerim vardı, bu konaklama plansız gerçekleșmiști ve güneșin etkisini azaltmasını bekleyemezdim. Saat 11.07’de kuzenim ile birlikte gezi amacıyla yeniden ormana doğru yola koyulduk. İnciraltı Kent Ormanı’nı gündüz gözüyle gezip fotoğraf çekimlerimizi tamamladıktan sonra sahil șeridindeki bisiklet yollarını kullanarak uzun turumun bașlangıcını yaptım. Kuzenimle birlikte Alsancak iskelesine kadar geldik. Vapurun gelmesine çok uzun zaman olduğundan ve yarın okullar resmi olarak açılacağından bir daha fırsatım olmayacağını düşünerek uzun bir tur yapmak istedim. Kuzenimle vedalaștık, o geri döndü ben ise yoluma devam ettim. Bostanlı sahiline geldiğimde bir bisiklet yarıșının bitiș noktası olduğunu gördüm. Yanlıș hatırlamıyorsam Bornova tarafından bir bisiklet yarıșı bașlamıș ve bu noktada sonlanacakmıș. Maalesef durup bekleyemedim ve yoluma devam ettim. Mavișehir civarında karșı yönden esen ve etkisini iyice arttıran rüzgar ile uzun süre mücadele ettim ancak sonunda bir ağaç gölgesi bulduğumda birkaç yudum su içmek ve soluklanmak için mola verdim. Kısa bir süre dinlenip enerjimi toparladıktan sonra șiddetli rüzgara karșı seyahatimi sürdürdüm. Yorucu yolculuğumu İzmir-Çanakkale otoyolu üzerinden evimde sonlandırdım.

Fotoğraf albümünü Google Fotoğraflar üzerinden görüntüleyebilirsiniz.

Content Protection by DMCA.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir